Hukuk & Danışmanlık Hizmetleri
Yerel ve uluslararası alanda bilgili ve
tecrübeli ekibimizle hizmet sunmaktayız.

Danışma Hattı:
0850 303 11 36

4. Yargı Paketinin İdare Hukuku ve Ceza Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler

Ana sayfa 4. Yargı Paketinin İdare Hukuku ve Ceza Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler

7331 Sayılı Kanun 08.07.2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 14.07.2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yazımızda söz konusu kanunla getirilen bazı değişiklikler incelenecektir.

2577 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler

2577 Sayılı Kanunun 10’ncu, 11’nci ve 13’ncü maddelerinde yapılan değişikliklerle idarenin başvuru üzerine işlem veya eylem yapma süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir.

Söz konusu düzenlemelere göre yapılan başvuru üzerine idare başvurunun yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde işlem yapmadığı takdirde istek reddedilmiş sayılır. Söz konusu değişikliklerle idarenin işlem veya eylem yapmasının ve gerektiğinde bu işlem veya eylemlere karşı ilgililerce dava açılması sürecinin hızlandırılması amaçlanmaktadır.

Söz konusu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan başvurular hakkında belirtilen maddelerde bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki süreler uygulanacağı 2577 sayılı kanuna eklenen GEÇİCİ MADDE 10’da hüküm altına alınmıştır.

5237 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler

5237 Sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin temel amacının kadına karşı şiddetin önlenmesi ve kadına karşı uygulanan şiddet eylemlerine ilişkin verilecek cezaların artırılması olduğu söylenebilir.

82’nci, 86’ncı, 96’ncı, 109’uncu maddelerde yapılan değişikliklerle artık boşanılan eşe karşı işlenen kasten öldürme, kasten yaralama, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında failin nitelikli halden cezalandırılması öngörülmüştür. Bu düzenleme ile boşanılan eşe karşı işlenen bir kısım suçların eşe karşı işlenmiş gibi cezalandırılması amaçlanmıştır.

5271 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler

5271 Sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin her biri farklı bir amaca yönelik olduğundan değişiklikleri bir bütün olarak değil ayrı ayrı incelemenin daha faydalı olacağı kanaatindeyiz.

  • 5271 Sayılı Kanunun 44’ncü maddesinde yapılan değişiklikle hakkında zorla getirme kararı çıkarılan tanığa dosyada bulunan iletişim bilgileri aracılığıyla bildirim yapılabileceği öngörülmüştür. Usulüne uygun bir biçimde çağrılmasına rağmen gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı çıkarılması 44’ncü madde gereğince zorunlu olup; söz konusu zorla getirme kararının telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim araçlarıyla da tanığa bildirilebileceği düzenlenmiştir.

    Kanunun eski metninde tanığa zorla getirme kararının bildirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktaydı. Getirilen yeni düzenleme ile birlikte tanığın dosyada bulunan iletişim bilgileri kullanılarak tanığa zorla getirme kararına ilişkin bildirim yapılabilecektir.

  • 5271 Sayılı Kanunun 94’ncü maddesine yeni bir düzenleme getirilmiştir. Getirilen yeni düzenlemeye göre artık Cumhuriyet Savcısı ifadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest bırakılmasını her yakalama emri için bir defaya mahsus olmak üzere emredebilecektir. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk lirası idari para cezası uygulanması öngörülmüştür.
  • 5271 Sayılı Kanunun 100’ncü maddesinde yapılan düzenleme ile kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması halinde belli suçlardan ötürü tutuklama nedeni varsayılabileceği kabul edilmiştir. Getirilen düzenleme ile somut delil mevcut olmaksızın kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğuna dair genel geçer bir gerekçe ile kişilerin tutuklanmasının engellenmesi, tutuklamada keyfiliğin en aza indirilmesi amaçlanmaktadır.
  • 5271 Sayılı Kanun’un 101’nci maddesindeki değişiklikle tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin de somut olgularla gerekçelendirilmesi zorunlu hale getirilmiştir.
  • 5271 Sayılı Kanun’a eklenen 110/A maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıl olarak belirlenmiş ve bu sürenin, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabileceği belirtilmiştir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresinin en çok üç yıl olacağı bu sürenin zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği uzatma süresinin toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir.

Ayrıca adli kontrol sürelerinin çocuklar bakımından yarı oranında uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

  • 5271 Sayılı Kanun’un 176’ncı maddesine  iddianameye ilişkin bilgilerin ve duruşma tarihinin; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilebileceği, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçların bu durumda uygulanmayacağı cümlesi eklenmiştir.
  • 5271 Sayılı Kanun’un 268’nci maddesinin 3’ncü fıkrasının (b) bendi değiştirilmiştir. Buna göre; Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Değişikliklerin Genel Değerlendirilmesi

7331 Sayılı kanunla yapılan değişikliklerden

  • 2577 Sayılı Kanun’a ilişkin olanların idarenin işlem ve eylemde bulunması için idareye tanınan sürenin kısaltılması ve mahkemelere intikal eden uyuşmazlıkların daha hızlı bir biçimde çözüme kavuşturulması amacı güttüğü söylenebilir.
  • 5237 Sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin boşanılan eşe karşı işlenen bir kısım suçların tıpkı eşe karşı işlenmiş gibi cezalandırılması amacı güttüğü açıktır. Bu değişikliklerle kadına karşı şiddetin önlenmesi yönünde bir amacın güdüldüğü görülmektedir.
  • 5271 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler pek çok farklı amaç taşımakla birlikte zorla getirilecek olan tanığa dosyada bulunan bildirime yarar herhangi bir iletişim bilgisi ile bildirim yapılabilecek olmasının; keza iddianameye ilişkin bilgilerin ve duruşma tarihinin çeşitli iletişim araçlarıyla ilgililere bildirilebilecek olmasının mevzuatın gelişen teknolojiye ve günümüz gereklerine uydurulması amacını taşıdığı söylenebilir.

Tutuklamada somut delillere dayanılarak karar verilmesi, adli kontrol yerine neden tutuklama tedbirinin uygulandığının gerekçelendirilmesi gibi düzenlemelerin uygulamada ne kadar dikkate alınacağı tartışmalı olsa da söz konusu düzenlemelerle tutuklamanın en son çare olması gerektiğine dair ilkeye uygun hareket edilmesinin ve haksız tutuklamaların önüne geçilmesinin amaçlandığı düşünülmektedir.

Ayrıca adli kontrol sürelerinin sınırlandırılmasına ilişkin yapılan düzenlemenin de kişi hak ve hürriyetlerine yargı makamlarınca yapılabilecek haksız müdahalelerin en aza indirilmesi amacı taşıdığı söylenebilir.

Av. Bilal BOZKURT