Ülkemizde kabul edilen sosyal medya yasası (5651 sayılı Kanun değişiklikleri) birçok konuda düzenlemeler içermekte ancak yapılan bu düzenlemelerde değinilmesi ve tartışılması gereken önemli hususlar bulunmaktadır. Bu yazımızda; yapılan değişikliklerin tartışmalı yönlerini ele alarak kişilerin hak ve özgürlükleri üzerindeki etkilerini değerlendireceğiz.
Tartışmalı Düzenlemeler ve Eleştiriler
- Sosyal Ağ Sağlayıcı Tanımının Kapsamı
Yasanın amacına etkin bir şekilde ulaşabilmesi için sosyal ağ sağlayıcı tanımına haiz olan platformların hangi kriterlere sahip olması gerektiği açıkça belirtilmelidir. Hangi sosyal medya içeriklerinin kaldırma yaptırımıyla karşılaşacağının şeffaf ve karar vericilerin öznel kararlarına bırakılmayacak şekilde tanımlanması gerekir.
Bu kriterler belirtilmediği takdirde, sosyal etkileşim amacıyla paylaşım yapılan herhangi bir web sitesi dahi bu kapsama girebilir ve ağır sorumluluklar yüklenecektir. Bu nedenle, kavram sosyal medya platformları ile sınırlandırıldığı takdirde yasa asıl amacına ulaşacaktır.
- Temsilciliklerin Sorumlulukları
Temsilcilikler, İnternet Kanunu’nun 9. maddesine dayalı olarak yapılan içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesi taleplerini karşılamakla sorumludurlar. Erişimin engellenmesi kararlarının gerekçeli olarak verilmesi gerekmektedir. Ancak, hukuk eğitimi almamış temsilcilerin yüzlerce talebe 48 saat içinde gerekçe yazabilmeleri tartışma konusudur.
- Kullanıcı Verilerinin Türkiye’de Muhafazası (Data Lokalizasyonu)
Data lokalizasyonu zorunluluğu (kullanıcı verilerinin bulundukları ülkelerde tutulması) kişilerin kendi gizliliğinden kuşku duymayacak şekilde düzenlenmelidir. Kullanıcıların mahremiyetleri, şifreleme gibi bir yöntemle garanti altına alınmalıdır.
Aksi takdirde, en küçük bir muhalefet durumunda bile anonim olarak fikir beyan eden kullanıcılara "halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK m.216)" gibi suçlar atfedilebilir ve savcılık talebiyle kişilerin her türlü verisine Türkiye’deki temsilcilik ve sunucular vasıtasıyla ulaşılabilir. Bu durum, siyasi baskılar nedeniyle anonim olarak hesap kullanan kişilerin tespit edilmesine olanak sağlayacak, kişilerin duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çekinmesine yol açarak Anayasa tarafından korunan ifade özgürlüğünü (temel bir özgürlüğü) olumsuz etkileyecek ve ihlal oluşturacaktır.
- Bant Genişliğinin Daraltılması (Ölçülülük İlkesi)
Temsilci atama yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde internet bant genişliğinin büyük bir oranda daraltılması ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu yaptırım (idari para cezaları ve reklam yasağının yanı sıra, bant genişliğinin siteye erişilemeyecek şekilde daraltılması), bireylerin oldukça yaygın kullandığı platformlara erişimini engelleyecektir. Bu düzenleme bireylerin haber alma hakkını kısıtladığı gibi ifade özgürlüğünü de ihlal edecektir. Şunu belirtmek gerekir ki, kişilik haklarına yönelen bir saldırıyı önlemek için buna sebep olan içeriğin ortadan kaldırılması yeterli bir çözüm olacaktır. Fakat eylemin meydana geldiği siteye tamamen erişilememesi, ölçüsüz olacak ve Türkiye’yi hukuk devletinin özelliklerinden uzaklaştıracaktır.
SONUÇ
Anılan düzenlemenin yapılması için yurtdışı merkezli platformlar üzerinden yapılan saldırılarda faillere ulaşılamaması gibi gerçek bir ihtiyaç vardır. Ancak devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesini amaçlayan düzenleme, içeriğinde amacını aşan, ölçüsüz pek çok yükümlülük barındırmaktadır.
Bahsedilen değişiklikler ile maalesef ki bireylerin ifade özgürlüğü, haber alma hakkı gibi Anayasal hakları ihlal edilmiş olacaktır. Özellikle teknoloji çağında, bireylerin özgürce düşüncelerini ifade edebildiği tek platform sosyal medya olduğundan, bu düzenleme ile artık sosyal medya aracılığıyla fikir beyan etmek zorlaşacaktır. Yasalaşan bu düzenlemeye dayanılarak haksızlıklar oluşabilecek ve var olan düzenlemeler suistimale açık hale gelecektir.