5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nda 29.04.2021 tarih ve 7318 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden biri de 5015 sayılı Kanunun 20/2g maddesidir. İlgili madde, belirli vergi suçları (VUK 359/a, /b, /ç) şüphesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirim yapılması durumunda, her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulmasını öngörmektedir.

Bu düzenleme, faaliyetlerin durdurulması için suçun işlendiğinin ispatını değil, faaliyetin devam etmesi için suçun işlenmediğinin ispatını gerektiren bir yapı sunmaktadır.

Bu makale, EPDK’nın (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) bu maddeye dayanarak işyerinin faaliyetini geçici süre ile kapatmasının kanuni ve yasal dayanağının bulunup bulunmadığını, özellikle Anayasal haklar çerçevesinde irdelemektedir.

A. TANIMLAR VE YASAL DAYANAK TERİMLERİ

Kanun hükmünün icrasına dayanak olan vergi kanunlarında geçen terimlerin anlamları:

       
  • Vergi Tekniği Raporu (VTR): Birden fazla mükellefi veya vergi türünü kapsayan, eleştiri konusu yapılabilecek hususların tek bir raporda ifade edilmesi amacıyla düzenlenir. Raporlar, sonrasında düzenlenecek vergi inceleme raporlarının ekini oluşturur ve kesin hüküm ifade etmez, sadece yön göstericidir.
  •    
  • Vergi Suçu Raporu: 213 sayılı VUK'nun 359. maddesi kapsamındaki fiillerin tespiti durumunda, aynı Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusuna esas olmak üzere düzenlenir.
  •    
  • Vergi İnceleme Raporu: Ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların derlendiği, inceleme elemanının değerlendirme ve önerilerine yer verilen çalışma bütünüdür.
  •    
  • Sahte Belge (SB): Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.
  •    
  • Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge (MİYB): Gerçek bir muameleye dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir.

5015 sayılı Kanunun 20/2g fıkrası, VUK 359. maddesindeki fiillerin işlendiği şüphesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasını (VUK 367) işyerinin faaliyetinin kapatılması ile sonuçlanan işlemi başlatan husus olarak belirlemektedir.

B. UYGULAMADA KARŞILAŞILAN PROBLEMLER

Uygulamada, akaryakıt tesisi işleten şirketler hakkında yapılan incelemelerde aşağıdaki sorunlara sıkça rastlanmaktadır:

Akaryakıt Tesisi İşleten Şirketler Açısından:

       
  • Kesinlik Arz Etmeyen Raporların Kullanımı: Dağıtım şirketleri hakkında düzenlenen ve kesin yargı içermeyen Vergi Tekniği Raporlarındaki (VTR) değerlendirmeler, akaryakıt tesisi işleten şirketler hakkında kesin yargı mahiyetinde kullanılmaktadır.
  •    
  • Somut Tespit Eksikliği: Şirketin fiilen akaryakıt alıp almadığı, bankadan ödeme yapıp yapmadığı, nakliye belgeleri ve karayolu geçiş otomasyon bilgileri gibi somut veriler dikkate alınmadan, sadece kıyas yoluyla veya soyut iddialara dayanarak sahte belge kullanıcısı telakki edilmektedir.
  •    
  • Suçla İlliyet Bağı Olmaması: Akaryakıtı fiilen satın alan, ödemesini yapan ve nakil belgeleri bulunan işletmenin, sadece dağıtıcı şirketin belgeleri sahte düzenlemiş olmasından ötürü sorumlu tutulması, hukuk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
  •    
  • Savunma Hakkının Kısıtlanması: Şirketler hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına VTR'nin ek yapılmaması veya sadece atıfta bulunulması, şirketlerin savunma hakkını kısıtlamaktadır.

Dağıtıcı Şirketler Hakkındaki İncelemelerin Kullanımı:

Dağıtıcı şirketler hakkında düzenlenen ve yargı nezdinde kesinleşmemiş (iddia hükmünde olan) raporların, üçüncü kişiler (akaryakıt tesisi işleten şirketler) hakkında mühürleme gibi hüküm ifade eden yaptırımlara dayanak yapılması hukuki sorundur.

Akaryakıt tesisi işleten şirketler, kendilerine bir vergi cezası veya ihbarı tebliğ edilmeden, tüm bilgi ve belgelerden habersiz bir şekilde, EPDK tarafından istasyonlarının mühürlenmesiyle durumu öğrenmekte ve haklarında yapılan işlemin dayanağından haberdar olamamaktadırlar.

D. MASUMİYET KARİNESİNİN İHLAL EDİLMESİ

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan temel ceza hukuku ilkeleri, cezalandırıcı nitelikteki idarî yaptırımlara da uygulanması gereken ilkelerdir.

Petrol Piyasası Kanunu 20/2g maddesi uyarınca uygulanan tesisin süresiz olarak kapatılması işlemi, idari tedbirin ötesinde, cezalandırma (tedip etme) amacı taşıyan bir idari yaptırım (ceza) niteliğindedir.

Düzenleme, "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" şeklindeki Anayasal ilke olan Masumiyet Karinesi'ni tersine işletmektedir. Zira tesis, kişinin suçu işlemediğini yargı organları nezdinde ispatlayana kadar kapatılmaktadır. Bu, kişinin isnat edilen suçu işlediği ön varsayımıyla hareket edildiği anlamına gelmekte ve Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır.

E. HAK ARAMA HÜRRİYETİNİN İHLAL EDİLMESİ

Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan Hak Arama Hürriyeti (adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı) de ihlal edilmektedir.

       
  • Bilgiye Erişim Engeli: Şirketlerin, ne ile suçlandığını gösteren vergi raporları ve savcılık ihbarları tebliğ edilmeden mühürleme ile durumu öğrenmesi, iddia ve savunmalarını mahkeme önünde sunmak için gereken evrakların tebliğ edilmemesi anlamına gelmekte ve savunma hakkını kısıtlamaktadır.
  •    
  • Mahkeme Kararının Anlamsızlaşması: Şirketin suçsuzluğunun ispatının ardından mühürleme tutanakları iptal edilse dahi, ticari hayattaki itibar kaybı ve geri dönüşü olmayan zararlar nedeniyle mahkeme kararı anlamsız hale gelmektedir. Bu durum, mahkemeye erişim hakkını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlama niteliğindedir.

F. MÜLKİYET HAKKININ İHLAL EDİLMESİ

Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan Mülkiyet Hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsar. Akaryakıt istasyonunun mühürlenmesi, malikin mülkünü kullanma ve semerelerinden yararlanma yetkilerini ortadan kaldırdığından, mülkiyet hakkına açıkça müdahale teşkil etmektedir.

       
  • Kanunilik İlkesine Aykırılık: İşlem kanuna dayandırılsa dahi, uygulamanın Masumiyet Karinesi gibi Anayasa'nın 90. maddesi ile en üst norm haline getirilmiş AİHS hükümlerine aykırı olması, kanunilik ilkesinden söz edilememesine yol açmaktadır.
  •    
  • Ölçülülük İlkesinin İhlali: Müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) gözetilerek yapılması gerekir. İdarenin dağıtım şirketlerini gereği gibi denetlememiş olmasından kaynaklı bir neticeden akaryakıt tesisi işleten şirketlerin sorumlu tutularak istasyonun kapatılması, şirketlere ağır ve aşırı bir külfet yüklemekte, bireyin hakları ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozmakta ve müdahaleyi ölçüsüz kılmaktadır.

G. TİCARİ TEŞEBBÜS HAKKININ İHLAL EDİLMESİ

Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan Ticari Teşebbüs Hürriyeti (Özel teşebbüsler kurmak serbesttir) de ihlal edilmektedir.

       
  • Akaryakıt şirketlerinin tek faaliyet alanı olan akaryakıt faaliyetinden mühürleme nedeniyle men edilmesi, tüzel kişiliğin hukuki ve ekonomik varlığını tehdit etmekte ve adeta yaşam hakkı ihlali seviyesine ulaşmaktadır.
  •    
  • İstasyonun kapalı kalması, şirketlerin ticari çevrede onarılmaz itibar kayıplarına ve müşteri çevresini kaybetme tehlikesine neden olmaktadır.
  •    
  • Devletin, özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlama yükümlülüğü bu işlemle ihlal edilmektedir.

Petrol Piyasası Kanunu 20/2g maddesinden kaynaklanan yüzlerce uyuşmazlık bulunmakta ve bu mağduriyetler bizzat gözlemlenmiştir. Konu, Anayasa Mahkemesi'nin incelemesindedir.

Andis Hukuk Ve Danışmanlık Enerji Hukuku Birimi Adına
Av. İbrahim TOPCU & Av. Emrullah BEYTAR