Son dönemde sahada en sık
karşılaştığım tablo veri sorumlusu yükümlülüklerini yerine getirdiğini
düşünüyor, çünkü web sitesine “KVKK metni” eklenmiş, altına da bir onay kutusu
konmuş.
Ama işin gerçeği orada başlamıyor
bile. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 18.02.2026 tarihli ve 2026/347 sayılı
ilke kararı ile bu doğrultuda web sitede yapılan kamuoyu duyurusu aslında uzun
süredir görmezden gelinen bir soruna doğrudan temas ediyor. Açık rıza ile
aydınlatmanın ayrı ayrı ele alınması gerektiği vurgusu, teoride zaten bilinen
bir şeydi. Ancak bu kadar net bir hatırlatma gelmesi, sahada bizimde sıklıkla
karşılaştığımız üzere uygulamanın ne kadar sorunlu ilerlediğini açıkça
gösteriyor.
Bugün birçok kurum, kuruluş ve e
ticaret şirketlerinin web sitesinde tek bir metin var. O metin ile hem
aydınlatma yapılmış gibi kabul ediliyor hem de açık rıza alınmış sayılıyor.
Üstelik bu metinler çoğu zaman kopyala-yapıştır, ne sektörle ilgisi var ne de yapılan
işleme faaliyetleriyle.
Daha kritik olan tarafı ise bu
metinler genellikle hukukçu olmayan kişiler tarafından hazırlanıyor. Web
tasarım sürecinin bir parçası gibi görülüyor. “Siteye KVKK metni koyduk mu?”
sorusu soruluyor, “koyduk” cevabı alınınca konu kapanıyor.
Oysa aydınlatma ile açık rıza aynı
şey değil. Biri veri sorumlusunun bilgilendirme yükümlülüğü, diğeri ilgili
kişinin irade açıklaması. Bunları aynı metnin içine sıkıştırınca, ortaya hukuki
bir mekanizma çıkmıyor sadece öyleymiş gibi görünen bir yapı oluşuyor.
Sahada gördüğümüz örneklerde
kullanıcı siteye giriyor, bir kutucuğu işaretliyor ve süreç tamamlanmış
sayılıyor. Ama kullanıcı neye onay verdiğini gerçekten biliyor mu, hangi veri
hangi amaçla işleniyor, rıza gerçekten özgür iradeye dayanıyor mu — bunların çoğu
zaman net bir karşılığı yok.
Kurulun bu kararı biraz da bu “mış
gibi yapma” haline müdahale niteliğinde. Sadece veri sorumlularına değil, bu
alanda hizmet sunduğunu söyleyen kişi ve yapılara da dolaylı bir uyarı
içeriyor. Hazır metin üretmekle uyum sağlanmıyor. Her kurumun veri işleme
pratiği farklı, dolayısıyla metinlerin ve süreçlerin de ona göre şekillenmesi
gerekiyor.
Bir diğer dikkat çekici nokta,
denetim yaklaşımındaki değişim. Artık sadece açık ihlaller değil,
yükümlülüklerin şeklen yerine getirilmiş gibi gösterilmesi de radar alanına
giriyor. Bu da özellikle web siteleri üzerinden yürüyen veri toplama süreçleri
ile birlikte sms ile rıza alınması ve aydınlatma yapılmasına dair ilke kararda
olduğu gibi yaygın temel yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile ilgili re’sen
sorgulamaların artacağı bir döneme işaret ediyor.
Kısacası mesele, şekli bir uyum
sağlama değil en az iş sağlığı ve güvenliğinde olduğu gibi veri koruma kültürü
ve yükümlülüklerinin ne kadar içselleştirildiği. Ne kadar konunun yasal metinlerine
uygun bir anlama çabası olursa o kadar doğru bir uygulama ortaya çıkıyor. Bu
bakış açısıyla hazırlanan metinlerin arkasında gerçekten işleyen bir hukuki
kurgu yoksa ortada bir uyumdan çok iyi kurgulanmış bir görüntü kalıyor.
Bu arada kurumun duyurusuna ve duyuruya konu ilke karara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/8710/veri-sorumlulari-tarafindan-acik-riza-ve-aydinlatma-metinlerinin-ayri-ayri-duzenlenmesi-gerektigi-hakkinda-kisisel-verileri-koruma-kurulunun-18-02-2026-tarihli-ve-2026-347-sayili-ilke-kararina-iliskin-kamuoyu-duyurusu
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260324-3.pdfArb. Av. Abdurrahim AY