Türkiye, çevresinde meydana gelen savaşlar ve istikrarsızlıklar sebebiyle geniş kitlelerin ulaşmaya çalıştığı bir ülkeye dönüşmüştür. Çoğunlukla mülteci olarak değerlendirilmesi gereken bu kişilerin çeşitli sebeplerle sınırdışı edilmesinde temel bazı ilkelere uymak gerekmektedir.

1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’nin 1/2. maddesine göre mülteci, "ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan..." şahıs olarak tanımlanmaktadır.

Yakın zamanda Suriye, Afganistan, İran gibi ülkelerden gelen kişilerin çoğu bu tanıma uymaktadır. Özellikle sınırdışı edilecek kişi geri gönderildiği ülkede kötü muamele, işkence görme ve öldürülme riski varsa geri gönderme işleminin tehlike geçene kadar durdurulması gerekir (Geri Göndermeme İlkesi).

AİHM Kararlarında Geri Göndermeme İlkesi

Çok sayıda AİHM kararına yansıyan kötü muamele ve ölüm riski altında sınırdışı etme sorunu halen devam etmektedir. Örnek kararlar:

       
  • Jabari/Türkiye (28.10.1999): Başvurucunun İran’da zina suçlaması ile hakkında recim cezası verilme riski olduğu ve bu sebeple sınırdışı edilmesinin Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal edeceğine karar verilmiştir.
  •    
  • D. vd./Türkiye (22.06.2006): Başvurucuların İran’a gönderilmeleri halinde kırbaçlanma cezası uygulanma riski olduğu için sınırdışı edilme halinde 3. maddenin ihlal edileceğine karar verilmiştir.

Yukarıdaki kararlarda belirtilen kişilerin sınırdışı edilme kararları durdurulmuştur. Fakat Mamatkulov ve Askarov/Türkiye ile Mostafa ve Diğerleri/Türkiye kararlarında ise AİHM’in tedbir kararlarına rağmen başvurucular sınırdışı edilmiştir.

Kararlardan görüleceği üzere kötü muamele ve ölüm riski altında sınırdışı kararlarının durdurulması konusunda Türkiye’nin tutarlı bir yaklaşımı söz konusu değildir. AİHM, Gebremedhin/Fransa kararında belirttiği üzere sınırdışı kararlarına karşı yapılan itirazlarda doğrudan sınırdışı işlemini durdurmuyorsa etkili bir yol değildir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)

11.4.2014 tarihinde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanun, sınırdışı edilme ile ilgili önemli düzenlemeler getirmiştir:

       
  • Sınırdışı kararları kişiye anlayacağı dilde tebliğ edilmelidir.
  •    
  • Tebliğden itibaren 15 günlük dava açma süresi içinde ve dava sırasında sınırdışı kararlarının uygulanması durmaktadır.

Ancak, idare mahkemesinin vereceği kararlar kesin olup, bu kararların istinaf incelemesine kapalı olması önemli bir eksikliktir.

Belirsiz Kavramlar ve Keyfilik Riski

Kanunda “kamu güvenliği ve kamu düzeni açısından tehlike oluşturanlar” hakkında sınırdışı kararı alınabileceği belirtilmiştir. Bu kavramların sınırı ve tanımı belirli değildir ve keyfiliğe açıktır. Pratikte bu ibare, birçok kararda otomatik geçmekte; bu tanımların hangi sebeple ve kim tarafından yapıldığı dahi anlaşılamamaktadır. Sınırlarda görevli personel veya kolluk görevlileri tarafından kişiler hakkında bu ifadeler kayıtlara işlenmektedir.

Olağanüstü Hal ve Sonraki Kısıtlamalar

YUKK’un öngördüğü sistemde önemli eksikler varken olağanüstü hal düzenlemeleri ile koruma sistemi daha da zayıflatılmıştır. 3.10.2016 tarihli 676 sayılı KHK ile yapılan değişikliğe göre terör ve suç örgütü üyesi ve yöneticisi olanlar, kamu düzeni için risk oluşturanlar gibi kişiler için dava açılmasıyla otomatik sınırdışı kararının durması mümkün olmamıştır.

6.12.2019 tarihinde yayımlanan 7196 sayılı Kanun ile bir kısmı iyileştirme yapılmış, ancak bazı ek kısıtlamalar getirilmiştir:

       
  • 676 sayılı KHK kapsamındaki (terör örgütü ve destekçisi olanlar vb.) kişilerin açtığı idari davalarda da artık doğrudan işlem duracaktır.
  •    
  • Bunun yanında, sınırdışı kararlarına karşı dava açma süresi 15 günden 7 güne indirilmiştir. 7 günlük sürenin Türkçe ve Türk hukukunu bilmeyen bir yabancı için hak kaybına sebep olacak çok kısa bir süre olduğu ortadadır.

Uygulama Sorunları ve AYM Kararları

Uygulamada Göç İdaresi Müdürlüklerinin özellikle mülteciler konusunda katı bir tutum takındığı, avukatların bile Kurumda işlem yapmakta ve muhatap bulmakta zorlandığı ifade edilmektedir. Avukatların mülteciler ile görüşmesi engellenmekte ve yıldırma politikası uygulanmaktadır. Ayrıca Göç İdaresi Müdürlükleri kişiler hakkında karar alırken detaylı bir inceleme yapmamakta ve keyfi olarak sınır dışı kararları almaktadırlar. Kararlarda basmakalıp ve delilendirilmemiş “kamu düzeni açısında tehlike oluşturmaktadır” tarzı ifadeler kullanılmaktadır.

Sınır dışı kararların uygulanması için kişiler geri gönderme merkezlerinde bekletilmektedir. Buralarda kişilere kötü muamelede bulunulduğu iddiaları olmasına rağmen gerekli soruşturma yapılmamakta; insanlık dışı tutukluk koşullarına maruz kalındığı iddia edilmektedir. Geri gönderme merkezlerinin fizik şartları da yetersiz olup yemek zehirlenmesi olayları basına yansımakta ve insan hakları örgütlerince raporlanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin 3.12.2020 tarihli A.A.K. kararında, 83 farklı başvuruda mültecilerin kötü muamele riski altında sınırdışı edildiklerine karar vermiştir. AYM, 7196 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklere rağmen mevcut davalarla ilgili sorunun çözülmediğini tespit etmiştir. Bu karar, sorunun büyük boyutlu olduğu ve reformlara rağmen devam ettiği sonucuna varıldığını göstermektedir.

Özetle, işkence ve ölüm riski altında sınırdışı edilme riski olan kişiler için belirli ilerleme sağlansa da, mevzuattan ve uygulamadan kaynaklı önemli sorunlar devam etmektedir. Uygulama, siyasi konjonktürün etkisiyle önemli oranda değişkenlik göstermekte ve hukuk istikrarının sağlanmaktan uzaktır.

Av. Muammer ÖZ

KAYNAKÇA

       
  1. Makale/Rapor: Nalan Ekrem, “Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye Kararının Uygulanması: İzleme Raporu 3”, aihmiz, 3, erişim: 13 Aralık 2017, http://www.aihmiz.org.tr/files/03_Abdolkhani_Karimnia_Rapor_TR.pdf.
  2.    
  3. Kitap: Osman Doğru ve Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar 1. Cilt, c. 1 (Ankara: Council of Europe, 2012), 153. (Jabari/Türkiye ve D. Vd./Türkiye kararlarının yer aldığı kaynak).
  4.    
  5. Makale: Rifat Erten, “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Hakkında Genel Bir Değerlendirme”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergis 19, sy 1 (2015): 11.
  6.    
  7. Gazete Haberi: Evrensel Gazetesi, “OHAL mültecileri de vurdu!”, Evrensel.net, 05 Kasım 2016, https://www.evrensel.net/haber/294742/ohal-multecileri-de-vurdu.
  8.    
  9. Kurum Raporu: İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu, “izmir-geri-gonderme-merkezlerinde-adalete-erisim-hakki-cercevesinde-yasanan-sorunlar2017713112147450.pdf”, 18 Temmuz 2017, 26, https://www.izmirbarosu.org.tr/pdfdosya/izmir-geri-gonderme-merkezlerinde-adalete-erisim-hakki-cercevesinde-yasanan-sorunlar2017713112147450.pdf.
  10.    
  11. Haber Kaynakları (Yemek Zehirlenmeleri):            
  12.    
  13. Yargı Kararı: “A.A.K. ve diğerleri, Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/43088, 3/12/2020”, t.y., par. 42, erişim 22 Şubat 2021.