Hukuk & Danışmanlık Hizmetleri
Yerel ve uluslararası alanda bilgili ve
tecrübeli ekibimizle hizmet sunmaktayız.

Danışma Hattı:
0850 303 11 36

Mültecilerin Kötü Muamele ve Ölüm Riski Altında Sınırdışı Edilmeleri Sorunu

Ana sayfa Mültecilerin Kötü Muamele ve Ölüm Riski Altında Sınırdışı Edilmeleri Sorunu

Türkiye çevresinde meydana gelen savaşlar ve istikrarsızlıklar sebebi ile geniş kitlelerin ulaşmaya çalıştığı bir ülkeye dönüşmüştür. Çoğunlukla mülteci olarak değerlendirilmesi gereken bu kişilerin çeşitli sebeplerle sınırdışı edilmesinde temel bazı ilklere uymak gerekmektedir.

1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’nin 1/2. göre mülteci “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs”lar olarak tanımlanmaktadır.

Yakın zamanda Suriye, Afganistan, İran gibi ülkelerden gelen kişilerin çoğu bu tanıma uymaktadırlar. Özellikle sınırdışı edilecek kişi geri gönderildiği ülkede kötü muamele, işkence görme ve öldürülme riski varsa geri gönderme işleminin tehlike geçene kadar durdurulması gerekir[1].

Çok sayıda AHİM karanına yansıyan kötü muamele ve ölüm riski altında sınırdışı etme sorunu halen devam etmektedir. AİHM 28.10.1999 tarihli Jabari/Türkiye kararında Başvurucu, İran’da zina suçlaması ile hakkında recim cezası verilme riski olduğu ve bu sebeple sınır dışı edilmesinin Sözleşmenin 3. maddeyi ihlal edeceğine karar verilmiştir[2].

22.06.2006 tarihli D. vd./Türkiye kararında benzer şekilde Başvurucuların İran’a gönderilmeleri halinde kırbaçlanma cezası uygulanma riski olduğu bu sebeple sınır dışı edilme halinde 3. maddenin ihlal edileceğine karar vermiştir[3].

Yukardaki kararlarda belirtilen kişilerin sınır dışı edilme kararları durdurulmuştur. Fakat Mamatkulov ve Askarov/Türkiye ve Mostafa ve Diğerleri/Türkiye kararlarında ise AİHM’in tedbir kararlarına rağmen başvurucular sınır dışı edilmiştir.

Kararlardan görüleceği üzere kötü muamele ve ölüm riski altında sınır dışı kararlarının durdurulması konusunda Türkiye’nin tutarlı bir yaklaşımı söz konusu değildir. AİHM Gebremedhin/Fransa (25389/05) kararında belirttiği üzere sınır dışı kararlarına karşı yapılan itirazlarda doğrudan sınırdışı işlemini durdurmuyorsa etkili bir yol değildir. Kişi sınırdışı edildikten sonra kararın lehine sonuçlanmasının bir anlamı kalmayacaktır. Kararın uygulaması duruyor ise bu yol etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilebilir[4].

11.4.2014 tarihinde 6458 sayılı “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” yürürlüğe girmiştir[5]. Kanun sınır dışı edilme ile ilgili önemli düzenlemeler getirmiştir. Buna göre sınır dışı kararları kişiye anlayacağı dilde kendisine veya temsilcisine tebliğ edilmesi gerekmektedir. Tebliğden itibaren 15 günlük dava açma süresi içinde ve dava sırasında sınır dışı kararlarının uygulanması durmaktadır[6]. İdare mahkemesinin vereceği kararlar kesin olup bu kararlara itiraz mümkün değildir. Bu kararların istinaf incelemesine kapalı olması önemli bir eksikliktir[7].

Kanunda “kamu güvenliği ve kamu düzeni açısında tehlike oluşturanlar” hakkında sınırdışı kararı alınabileceği belirtilmiştir. Bu kavramların sınırı ve tanımı belirli değildir ve keyfiliğe açıktır[8]. Pratikte “kamu güvenliği ve kamu düzeni açısında tehlike oluşturanlar” ibaresi çok karalarda otomatik geçmektedir. Bu kişiler hakkında bu tanımların hangi sebeple ve kim tarafından yapıldığı dahi anlaşılmamaktadır.  Sınırlarda görevlisi personel veya kolluk görevlileri tarafında kişiler hakkında bu ifadeler kayıtlara işlenmektedir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun öngördüğü sistemde önemli eksikler varken olağanüstü hal düzenlemeleri ile koruma sistemi daha da zayıflatılmıştır. 3.10.2016 tarihli 676 sayılı KHK ile Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun’unda değişiklikler yapılmıştı. Değişikliğe göre terör ve suç örgütü üyesi ve yöneticisi olanlar, kamu düzeni için risk oluşturanlar, uluslararası kuruluşlar tarafında terör örgütü kabul edilen için dava açılması ile otomatik sınırdışı kararının durması mümkün olmayacaktır.[9].

6.12.2019 tarihinde yayımlanan  7196 sayılı Kanun ile bir kısmı iyileştirme yapılmıştır. Aynı zaman da bir kısım ek kısıtlama getirilmiştir.  676 sayılı KHK  “terör örgütü ve destekçisi olanlar, kamu düzeni ve sağlığına açısında risk taşıyanlar ve uluslararası kurumlar tarafından terör örgütü olarak tanımlanan yapılar ile bağlantılı olan” şeklinde işlem yapılan kişilerin açtığı idari davalarda da doğrudan işlem duracaktır.

Bunun yanında değişikli ile sınırdışı kararlarına karşı dava açma süresi 15 günden 7 güne indirilmiştir. 7 günlük sürenin Türkçe ve Türk hukukunu bilmeyen bir yabancı için  hak kaybına sebep olacak çok kısa bir süre olduğu ortadadır.

Uygulamada Göç İdaresi Müdürlüklerinin özelikle mülteciler konusunda katı bir tutum takındığı, avukatların bile Kurumda işlem yapmakta ve muhatap bulmakta zorlandığı ifade edilmektedir. Avukatların mülteciler ile görüşmesi engellenmekte ve yıldırma politikası uygulanmaktadır[10]. Avukatlara vekaletname olmadığı için müvekkilleri ile görüşmeye izin verilmemektedir.  Ayrıca Göç İdaresi Müdürlükleri kişiler hakkında karar alırken detaylı bir inceleme yapmamakta ve mülteciler hakkında keyfi olarak sınır dışı kararları almaktadırlar. Kararlarda basmakalıp ve delilendirilmemiş “kamu düzeni açısında tehlike oluşturmaktadır” tarzı ifadeler kullanmaktadır.

Sınır dışı kararların uygulanması için kişiler geri gönderme merkezlerinde bekletilmektedir. Buralarda kişilere kötü muamele de bulunulduğu iddiaları olmasına rağmen gerekli soruşturma yapılmamaktadır. Ayrıca haklarında sınır dışı kararı alınan kişilerin insanlık dışı tutukluk koşullarına maruz kaldığı iddia edildiği halde gerekli düzeltmeler yapılmamaktadır.  Geri gönderme merkezlerinin fizik şartları de yetersiz olup yemek zehirlenmesi olayları basına yansımakta[11] ve insan hakları örgütlerince raporlanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin 3.12.2020 tarihli A.A.K kararında 83 farklı başvuruda mültecilerin kötü muamele riski altında sınırdışı edildiklerine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi 7196 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklere rağmen mevcut davalarla ilgili sorunun çözülmediğini tespit etmiştir[12]. Kararın yeni tarihli olduğu ve onlarca kişiyi kapsayan bir karar olduğu dikkate alındığında sorunun büyük boyutlu olduğu ve reformlara rağmen devam ettiği sonucuna varılmaktadır.

Özetle işkence ve ölüm riski altında sınırdışı edilme riski olan kişiler için belirli ilerleme sağlansa da mevzuattan ve uygulamadan kaynaklı önemli sorunlar devam etmektedir. Gerek mevzuat değişikliği gerekse siyasi konjonktürün etkisi ile bu durumda olanlara karşı uygulama, önemli oranda değişkenlik göstermekte ve hukuk istikrarının sağlanmaktan uzaktır.

Av. Muammer ÖZ

[1] Nalan Ekrem, “Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye Kararının Uygulanması: İzleme Raporu 3”, aihmiz, 3, erişim 13 Aralık 2017, http://www.aihmiz.org.tr/files/03_Abdolkhani_Karimnia_Rapor_TR.pdf.

[2] Jabari/Türkiye, 40035/98, 11/07/2000 (t.y.), erişim 27 Aralık 2018; Osman Doğru ve Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar 1. Cilt, c. 1 (Ankara: Council of Europe, 2012), 153.

[3] D. Vd./Türkiye, 24245/03, 22/06/2006 (t.y.), erişim 27 Aralık 2018; Doğru ve Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar 1. Cilt, 1:153.

[4] Ekrem, “Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye Kararının Uygulanması: İzleme Raporu 3”, 2.

[5] Rifat Erten, “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Hakkında Genel Bir Değerlendirme”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergis 19, sy 1 (2015): 11.

[6] Rifat Erten, 31.

[7] Rifat Erten, 33-34.

[8] Rifat Erten, 31.

[9] Evrensel Gazetesi, “OHAL mültecileri de vurdu!”, Evrensel.net, 05 Kasım 2016, https://www.evrensel.net/haber/294742/ohal-multecileri-de-vurdu; İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu, “izmir-geri-gonderme-merkezlerinde-adalete-erisim-hakki-cercevesinde-yasanan-sorunlar2017713112147450.pdf”, 18 Temmuz 2017, 26, https://www.izmirbarosu.org.tr/pdfdosya/izmir-geri-gonderme-merkezlerinde-adalete-erisim-hakki-cercevesinde-yasanan-sorunlar2017713112147450.pdf.

[10] İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu, 22.

[11] “Geri Gönderme Merkezi’ndeki 80 göçmen yemekten zehirlendi”, CNN Türk, erişim 17 Ocak 2019, https://www.cnnturk.com/turkiye/geri-gonderme-merkezindeki-80-gocmen-yemekten-zehirlendi; “Geri gönderme merkezi’nde 116 göçmen zehirlendi – Kayseri Haberleri”, www.haberturk.com, erişim 17 Ocak 2019, //www.haberturk.com/kayseri-haberleri/64634980-geri-gonderme-merkezinde-116-gocmen-zehirlendi; Şeref Kahraman, “ŞOK! ŞOK! ŞOK! Geri Gönderim Merkezi’nde yüzlerce yabancı şahıs zehirlendi!”, Kayseri Deniz Postası, erişim 17 Ocak 2019, https://www.denizpostasi.com/haber/19-manset/21833-%C5%9Fok-%C5%9Fok-%C5%9Fok-geri-g%C3%B6nderim-merkezi%E2%80%99nde-y%C3%BCzlerce-yabanc%C4%B1-%C5%9Fah%C4%B1s-zehirlendi.

[12] “A.A.K. ve diğerleri, Anayasa Mahkemesi,  B. No: 2016/43088, 3/12/2020”, t.y., par. 42, erişim 22 Şubat 2021.