Hukuk & Danışmanlık Hizmetleri
Yerel ve uluslararası alanda bilgili ve
tecrübeli ekibimizle hizmet sunmaktayız.

Danışma Hattı:
0850 303 11 36

İmtiyaz (Franchise) Sözleşmeleri

Ana sayfa İmtiyaz (Franchise) Sözleşmeleri

Franchise kelimesi “imtiyaz” anlamına gelmektedir. Kavram olarak, bir ticari işletmenin ürününü, hizmetini, kalitesini ve ismini, bedel karşılığı olmak üzere bir başka ticari işletmeye kullandırması anlamındadır.

Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça bu sözleşme tanımlanmamıştır. Bu yüzden ‘’sui generis’’ yani kendine özgü sözleşme niteliğindedir. İmtiyaz sözleşmesi birden fazla sözleşmenin özelliklerini taşır.

Yargıtay, imtiyaz sözleşmesini şu şekilde tanımlar: “Franchising, bir ürün veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın belirli bir süre ile şart ve sınırlamalar dahilinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle, imtiyaz hakkına konu ticari işleri yürütmek üzere, ikinci tarafa verdiği imtiyazdan doğan, uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkileri bütünü olup, birbirinden bağımsız iki taraf arasında kurulan sözleşme ilişkisidir.” (Y. 19.H.D., 2001/819 Esas, 2001/4917 Karar, 25.06.2001 tarihli kararı)

İmtiyaz sözleşmeleri bünyesinde hem satış, hem tek satıcılık, hem de lisans sözleşmesi gibi unsurları barındırdığı için karma bir sözleşmedir. İmtiyaz sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin ihlali halinde, Türk Borçlar Kanunu genel hükümlere göre tazminat istenebilecektir. İmtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü konusunda yasal düzenleme bulunmaması dolayısıyla, Medeni Kanun, Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu hükümleri uygulama alanı bulabilecektir.

Yargıtay “Franchising sözleşmeleri Borçlar Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk sözleşmeleri niteliğinde olup, aksi öngörülmedikçe şekil serbestisi ilkesi gereğince, herhangi bir şekle bağlı olmaksızın kurulabilir” ( Y. 11.H.D., 2010/921 Esas, 2011/11001 Karar, 27.09.2011) görüşündedir. Yine, taraflar arasında yapılan franchise sözleşmesinin hükümlerinin ihlali iddiasıyla feshinden kaynaklanan alacak talepleri, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında değildir. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp, TTK hükümlerince sonuçlandırılması gerekir” (Y.17.H.D., 2013/8284 Esas, 2013/11290 Karar, 12.07.2013 ve Y. 17.H.D., 2013/2344 Esas, 2013/3450 Karar, 14.03.2013 ) görüşündedir.

Ülkemizde imtiyaz sözleşmeleri öncelikle hazır yemek (fast food) alanında başlamıştır. 1991 yılında imtiyaz sisteminin yerli ve yabancı temsilcileri tarafından Ulusal Franchise Derneği’nin (UFRAD) kurulması ile de gelişme hızlanmıştır. Türkiye’de imtiyaz sözleşmesini ile gelişen sektörler daha sonra kozmetik, giyim ve taşımacılık olmuştur.

İmtiyaz sözleşmesi yukarıda açıklandığı üzere, belirli bir süre ve belirli bir bedel karşılığında imtiyaz verenin ticari markasını, hizmet markasını, know-how’unu (üretim yöntemleri ya da teknolojisinin) bir başka firmaya satması veya kiralamasıdır. Bu nedenle imtiyazın bir pazarlama ve dağıtım yöntemidir. İmtiyaz veren ticari işletme ile imtiyaz alan ticari işletmenin karşılıklı sorumluluk ve yükümlülükleri olacaktır. Taraflar arasında iki taraflı tam borç yükleyen sözleşme yapılmalıdır. Bu sözleşme herhangi bir geçerlilik şartı gerektirmese de mahkemelerde uyuşmazlığın çözümü için ispat şartıdır.

İmtiyaz sözleşmesinde, imtiyaz alan, kendisine imtiyaz veren dışında başka bir firmadan imtiyaz anlaşması yapamaz. Bu şekilde imtiyaz hakkını alan, ana firmanın bir şubesi görünümündedir ve dış cephe, dekorasyon, menü, personel kıyafetleri ile firma standartlarına uyulmasına azami özen gösterir.

İmtiyaz sözleşmesinde genellikle imtiyaz sistemine girişte bir ücret alınır ve sonrasında -Royalty (lisans ücreti) denilen- yıllık ciro ve kârdan, anlaşmada belirlenen oranlarda yüzde olarak periyodik ücret ödenir. Bu ücretler, sisteme girebilmek ve marka adını kullanabilmek için ödenen başlangıç ücreti (franchise fee)  ve firmanın imtiyaz alana verdiği eğitim ve sürekli yardımlar için ödenen royalty, reklam ve firmadan alınan malzemelerin ücretlerinden oluşur.

İmtiyaz sözleşmelerinde “bilgi, teknoloji, üretim ve pazarlama deneyimi, pazarda birlikte büyüme” anlayışı hakimdir. İmtiyaz veren, işletmenin yönetimi de dahil muhasebenin tutulmasından işyerinin seçilmesine, donanımı, personel kıyafetlerine kadar sürümün ve imaj birliğinin sağlanabilmesi için hemen her konuda talimat verebilir. İmtiyaz sözleşmesinde mal sürümü yanında, bir de hizmet sunumu vardır. Bundan dolayı taraflar arasında çok daha sıkı ve yoğun bir ilişki oluşur.

İmtiyaz sözleşmeleri; ürün (lisans veren tarafın ürünlerinin sürümünü yapmayı ve piyasaya sürmesi) , işletme ( taraflar arasında ürün de dahil olmak üzere servis, marka ve bir işletmenin tümünü kapsayan pazarlama ve üretimle ilgili tüm faaliyetler), üretim ( imtiyaz alan, imtiyaz verenin elde ettiği hammaddeleri üretmekle veya bu hammaddeleri işleyerek satmakla yükümlü olduğu), dağıtım ( sadece imtiyaz verenin ürettiği malı, onun markası altında satmakla yükümlüğü olduğu) şeklinde çeşitli şekillerde yapılabilmektedir.

Sözleşmenin Unsurları

1- Sürekli Borç İlişkisi: İmtiyaz sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran iki taraflı bir sözleşmedir. Tarafların borçlarının ani bir edimle değil, sözleşme süresince tekrarlanan bir şekilde ifa etmeleri gerekir.

2- Çerçeve Sözleşme Bulunması: İmtiyaz sözleşmesi, bir çerçeve sözleşme niteliğindedir. Taraflar arasında ilişkinin sürdürülmesine yönelik birçok alt ya da tamamlayıcı sözleşme yapılır.

3- İmtiyaz Alanın Bağımsızlığı: İmtiyaz alan, başkasının işletmesine bağımlı olmayan, kendi nam ve hesabına çalışan, bağımsız bir işletmedir.

4- İmtiyaz Sisteminin Olması: İmtiyaz verence, imtiyaz alan arasında pazarlanmaya uygun somut ürün, hizmet veya ürünler ya da hizmetler, pazarlama teknikleri, gayri maddi mallar ve haklar gibi unsurların bileştirilerek özgünleştirilmiş bir organizasyona dayanması gerekir. Bu sistem iş modeli ve organizasyon şeklinde olmalıdır.

5- İmtiyaz Verene Belli Bir Ücret Ödenmesi: Sözleşme, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu nedenle, imtiyaz alan, başlangıçta beli bir miktarı, daha sonra da cirosunun belli bir yüzdesi oranındaki tutarı, imtiyaz verene ödemek zorundadır.

6- Sözleşmenin Tarafları Arasında Anlaşma Olması: Tarafların sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile uyuşma olması gerekir.

Tarafların Borç ve Yükümlülükleri

A) İmtiyaz Verenin Yükümlülükleri:

1- Açıklama ve aydınlatma yükümlülüğü: İmtiyaz veren, sözleşme öncesinde, imtiyaz alana, bilmediği ve bilgi verilmesi durumunda sözleşme ve kararlara etkisi olabilecek konularda “eksiksiz ve doğru bilgiler vermekle” yükümlüdür.

2- Maddi olmayan malları imtiyaz alana kullandırtma: İmtiyaz sözleşmesinde imtiyaz veren, kendisine ait olan üretim, işletme ve pazarlama sistemini, bu sistemin kapsamını oluşturan marka, işletme adı, mal veya hizmetleri (tanıtıcı bilumum işaret, amblem, işletme ve pazarlık alanında sahip olunan sırlar, teknik veya mesleki bilgiler, fikri ve sınai diğer tüm unsurları) imtiyaz alana kullandırmalıdır.

İmtiyaz verenin imtiyaz alana kullandırma borcunu üstlendiği “gayri maddi malları”, yani “marka” ( bir teşebbüsün mal ve/veya hizmetlerinin, başka bir teşebbüsün mal ve/veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayan her türlü işaret), “patent” (buluş sahibinin yaratıcı düşüncesinin, belirli bir zaman dilimi içinde yasal hükümler çerçevesinde koruma altına alındığını gösteren bir belge), “ticaret unvanı” ( TTK m.39’a göre, tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve evrakı imzalarken kullandığı isim), “işletme adı” ( TTK m. 53’e göre, işletme sahibi ile ilgili olmaksızın, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan isim),“know-how” (sınai alanda, işletmelerin ekonomik ve ticari faaliyetlerinde, yani malların üretiminde, satımında ve hizmetlerin sunulmasında, organizasyon ve idare gibi işletmeye ilişkin faaliyetlerde kullanılan teknik, ticari, idari, mali yahut başka bir alana ait, sahibine ekonomik yarar sağlayan, bilgi ve tecrübe) ve “diğer tanıtıcı unsurlar”dır.

İmtiyaz verenin gayri maddi malları kullandırma ve yararlandırma yükümlülüğü, sözleşmenin devamında, sisteme dahil edilen gayri maddi malları da kapsar.

3- İmtiyaz alanın koruması ve desteklemesi : İmtiyaz veren, imtiyaz alanı sürekli olarak ticari etkinliğinde desteklemelidir. Sağlanan hizmet veya üretilen mala ilişkin yardım, verimlilik arttırma eğitimleri ve danışma hizmetleri ile olmalıdır.

4- İmtiyaz verenin sadakat borcu: İmtiyaz verenin tekel bölgesinde, başka imtiyaz sözleşmesi kurmaması ve üçüncü kişilere mal göndermemesi gerekir.

B) İmtiyaz Alanın Yükümlülükleri:

1- Mal ve hizmetlerin sürümünü kendi ad ve hesabına yapma ve artırma yükümlülüğü : İmtiyaz sözleşmesinin amacı, sözleşmenin konusunu oluşturan malların veya hizmetlerin üçüncü kişilere sürümünü sağlamaktır. Bu sebeple imtiyaz alanın, kendi nam ve hesabına çalıştığı işletmesinde “basiretli bir tacir” gibi davranması ve gereken özeni göstermesi ve bu şekilde sürdüreceği faaliyetiyle sürümü arttırması beklenir.

2- Kendisine sunulan gayri maddi malları kullanma: İmtiyaz alan, kendisine sağlanan üretim, işletme ve pazarlama sisteminde yer alan “gayr maddi malları”  kullanmakla yükümlüdür.

3- İşletme ve pazarlama ilkelerine uyma ve kontrollere katlanma yükümlülüğü: İmtiyaz alan, imtiyaz verenin sağladığı hizmet veya ürünün kalite standartlarını korumak, müşteri çevresindeki alışılmış memnuniyeti sürdürmek için koyduğu “çalışma ilkelerine” uymalıdır. Bu sözleşme ilkeleri önceden imtiyaz alana bildirilmiş ve taraflar arasında mutabakat kurulmuş olmalıdır. Yine de baştan anlaşma talimatları dışında, imtiyaz verenin sonradan vereceği talimatlar da olabilecektir.

4- İmtiyaz verenin menfaatlerini koruma ve sadakat borcu: İmtiyaz alan, sözleşmeden doğan borçları bizzat ifa etme, başkasına devretmeme, rekabet etmeme, sır saklama, imtiyaz verene bilgi ve hesap verme borcu altındadır. Bu yükümlükler sözleşme ile esneyebilir.

5- Ücret ödeme: İmtiyaz alan, imtiyaz verenin gayrı maddi mallarını kullanma ve destekleme yükümlülüğünü karşılığında, belli bir ücret ödemelidir. Başlangıçta imtiyaz verene ödenen sabit miktara “giriş bedeli” denir. İmtiyaz alan, işletme buyunca markayı kullanması karşılığı belli periyotlarda imtiyaz verene ayrıca “lisans bedeli” (royalty) öder. Bu sabit ücret olabileceği gibi kârın belli bir oranı da olabilir.

İmtiyaz Sözleşmesinde Olması Gerekli Hükümler

İmtiyaz alana tanınan haklar ve yükümlülükleri, ödeme şartları, imtiyaz verenin yükümlülükleri, imtiyaz alana sunulacak olan mal ve hizmetler, faaliyet bölgesi sınırları, anlaşma süresi, reklam programları sözleşmede yer almalıdır.

İmtiyaz Sözleşmesinde Bulunması Uygun Olan Hükümler

Sözleşmenin yenilenme koşulları, alanın işletmesini satma ya da devretme koşulları ve verenin böyle bir halde ön alım hakkı, imtiyaz alanın ayırt edici işaret, ticari ad, ticari marka, hizmet markası, dükkan tabelaları, logo ve diğer ayıt edici belirtilerini kullanma şartları, imtiyaz verenin sistemi yenileme ve uygulanan metotları değiştirme hakkı ve bunların uygulanmasına ilişkin hükümler, taraflar arasında sözleşmenin feshi ya da sona erdirilmesi halinde tarafların sahip olduğu haklara ilişkin hükümler, rekabet yasağına ilişkin hükümler, sır saklama yükümlülüğü ve tarafların diğer özel şartlarda mutabakat sağladıkları hususlara yer vermeleri, anlaşmazlığın çözümünde yardımcı unsurlardır.

Yine, imtiyaz sözleşmesi imzalamadan önce taraflarca sözleşmenin şartları gözden geçirilerek; sözleşmenin süresinden önce sonlandırılması halinde cezai şart yahut tazminat hükümleri, sözleşmenin miras yoluyla mirasçılara devredilebilme hakkı ve kısıtlayıcı hükümleri, imtiyaz alanın denetlenme ve kontrol şartları, sözleşmede yer alan kontrol ve denetim şartlarının işletmeyi olumsuz yönde etkileyecek nispette olup olmadığı, sözleşme karşılığında ödenmesi gereken imtiyaz bedeli, imtiyaz sözleşmesinden beklenen ekonomik faydayla kıyaslanarak makul olup olmadığı değerlendirilmelidir.  Taraflar sözleşme kurulması için gerekli olan bilgileri verip vermediklerini, icap ve kabul mutabakatını açıklayıp, kontrol etmelidirler.

İmtiyaz Sözleşmesinin Sona Ermesi Halleri ve Sonuçları

1- Sürenin Dolması ile Sona Erme: Sözleşmede kararlaştırılan sürenin dolması ile sözleşme kendiliğinden sona erer. Bu aşamada, Türk Borçlar Kanunu hükümleri kıyasen uygulanır. Sözleşmede süre bittikten sonra taraflar ilişkilerine devam ederlerse, sözleşme artık belirsiz süreli hale gelir.

2- Olağan Fesih: Taraflardan birinin tek taraflı beyanıyla geleceğe yönelik olarak ve bir sebebe dayanma zorunluluğu olmaksızın sözleşmeyi sona erdirmesidir. Belirli süreli imtiyaz sözleşmesinde taraflar, bunu sözleşmede kararlaştırmışlarsa, olağan fesih mümkündür. Fesih zamanı ve fesih süresinin uygun bir zamanda ve şekilde yapılması gerekir.

Yargıtay bir kararında “Franchise sözleşmesi sürekli bir borç ilişkisi kuran bir sözleşme türü olup, taraflar arasında sözleşmenin kendiliğinden sona ermesini gerektiren şartlar belirlenmediği taktirde tarafların müdahalesi olmadan sona erdirilemez. İlke olarak belirsiz süreli sözleşmeler, olağan ve olağanüstü fesih yolu ile sonlandırılabilir. Buna göre, sözleşmenin sebepsiz sona erdirilmesi olağan fesih, haklı ve önemli bir sebebe dayandırılarak sona erdirilmesi ise olağanüstü fesih olarak adlandırılır.” (Y. 11. HD., 03.07.2006, E. 2005/5416, K. 2006/7900) demektedir.

3- Olağanüstü fesih: Taraflarca öngörülmeyen durumların ortaya çıkması veya taraflardan birinin borçlarını yerine getirememesi ve sözleşmeyi sürdürmelerinin taraflardan beklenemeyeceği durumlarda olur. “Haklı neden” her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Sözleşmede sona erdirecek haklı sebebin ne olduğu yazılmış ve bu şart gerçekleşmiş ise, haklı nedene dayalı olağanüstü fesih yapılabilir. Ancak sözleşmede belirtilmemiş ancak haklı olan olağanüstü fesih sebepleri de olabilir: Örneğin, imtiyaz alanın sisteme özgü olan bilgi ve belgeleri sözleşmede belirtilen şartlar dışında kullanması, ücret borcunu ifa etmemesi, imtiyaz alanın işletmeyi imtiyaz verenin talimatlarına uygun yönetmemesi, sır borcunu yerine getirmemesi, rekabet etmesi gibi taraflar arasındaki güven ilişkisine ağır nitelikte zarar verici ve sözleşmenin devamının taraflarca artık çekilmez kılacak sebepler, ispat etmek koşuluyla, olağanüstü fesih sebepleri sayılabilir.

3- Diğer sebepler: Taraflardan birinin ölümü ve fiil ehliyeti kaybetmesi hallerinde sözleşme kendiliğinden sona erer. Taraflardan birinin iflasına karar verilmiş olması halinde de kural olarak imtiyaz sözleşmesi sona erecektir.

Sözleşme sona ermiş olsa bile, tarafların birbirlerine karşı bazı yükümlülükleri devam eder. İmtiyaz veren işletmenin tasfiyesinde, imtiyaz alana yardımcı olmak ve denkleştirme bedeli ödeme yükümlülüğü altındadır.

İmtiyaz alan ise sözleşme bitmiş olsa bile rekabet etmeme, sır saklama ve fikri ve sınaî unsurların kullanımına sona erdirme ve bunları iade borcu yükümlülüğü altındadır.

İmtiyaz sözleşmelerinde sözleşmenin sona ermesiyle beraber, imtiyaz alanın TTK m.122 uyarınca “müşteri tazminatı” talep hakkı olduğunun kabulü gereklidir. TTK’nın 122. maddesinde düzenlenen bu denkleştirme talebi, “acente veya tek satıcı gibi bağımsız tacir yardımcılarının devamlılık gösteren sözleşme ilişkilerine bağlı olarak, temsilciliğini veya dağıtımını yaptığı ürün nedeniyle kurduğu müşteri çevresini, sözleşmenin sona ermesi yüzünden kaybetmesi sonucunda uğradığı zarar ile müvekkilin veya üreticinin aynı müşteri çevresinden sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanmaya devam etmesi nedeniyle elde ettiği kazancın denkleştirilmesi için ileri sürülen taleptir. Buna göre, imtiyaz sözleşmelerinde de imtiyaz alan, imtiyaz verenin işletme organizasyonuna ekonomik açıdan maksimum düzeyde entegre olmakta ve muhatap olduğu her müşteri, aslında imtiyaz zincirinin bir müşterisi haline gelmektedir. Bu nedenle sözleşme sona erdikten sonra ortada kalan müşteri kitlesi, imtiyaz verenin müşteri kitlesidir. Her somut olayda müşteri çevresinin imtiyaz alanın faaliyetleri sonucu hissedilir biçimde genişleyip genişlemediği araştırılmalı, müşteri kitlesinin genişlemiş olması durumunda uygun bir tazminata hükmedilmelidir. İmtiyaz alan, imtiyaz sözleşmesi boyunca yapmış olduğu bu olumlu katkılar sonucu, müşteri çevresini geliştirmiş ise bu katkı değeri talep etmesi hakkaniyete uygun olacaktır.

Av. Metin Kazan

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR
1- Franchising Sözleşmelerinde Uygulanacak Hukuk / Sevgi TÜRKMEN / İstanbul. 2015
2- Franchising Sözleşmesinde Tarafların Borçları / Yüksek Lisans Tezi/ Ayşe Tuğba ALTINTAŞ Ankara.2019
3- Franchising Sözleşmesi / Bahar ŞİMŞEK/ Yetkin Yayınları. 2016.
4- Franchise Sözleşmesi / Umut Yeniocak / Seçkin Yayınları. 2016.
5- UFRAD : https://ufrad.org.tr/franchise/1-franchising-nedir